3 Aralık 2009 Perşembe

2. Sayfa

Saatine baktı, saat onda bir hastası muayenehaneye gelecekti. Murat’la ayrılmamış olsalardı o da evlenmeyi ve gelecek sene bu zamanlar hamile olmayı planlıyordu. Ama şimdi Murat’ın bebeğini başka bir kadının beklediğini hatırlayınca başındaki ağrı kendisini yeniden hissettirdi.

Nasıl olmuştu da bunca zaman karşılıklı binalarda çalışmalarına ve her gün görüşmelerine rağmen, Murat’ın hayatında başka bir kadın olduğunu farkedememişti. Ona gereğinden fazla güvendiği kesindi.

Daha bir ay önce bir konferans için gittiği Kapadokya’dan dönmüş ve Murat’ın ona hazırladığı sürprizle ayakları yerden kesilmişti.

Muayenehanesine gönderdiği güller, romantik bir kartla yapılmış akşam yemeği daveti ve ardından gelen muhteşem evlenme teklifi. Şimdi hepsi midesini bulandıran birer anı haline gelmişti.

Murat önceki gece ona bir bebeği olacağını, büyük bir hata yaparak tek gecelik bir sarhoşluğun esiri olduğunu söylemişti.

Derin bir nefes aldı. “Artık bunların hiç bir önemi yok” diye tekrarladı kendi kendine. Şimdi artık ileriye bakma zamanıydı. Hemen her kadının yaşayabileceği bir kabustu onunki de.

Böyle zamanlarda içindeki özlemi daha da büyüyen annesini aradı. Sesindeki burukluk her ne kadar kendisi istemese de hatlardan sızmış olacak ki annesi onu şefkat dolu bir sesle Ayvalık’taki evlerine çağırdı.

-Birkaç gün gel hiç olmazsa, bak abinler de hafta sonu gelecekler, onları da görmüş olursun.

-Hastalarım var anne, onları yüz üstü bırakamam.

-Tamam o zaman Cuma günü akşam çıkarsın yola, Pazar günü de geri dönersin olmaz mı?

-Bakalım anne. Olmazsa Nuray’a söylerim Cuma randevularımı yarına alır. Sonra da yola çıkarım. Sonra tekrar haberleşiriz, iyi bakın kendinize.

-Sen de yavrum, öpüyorum.

***

Annesi sevindi. Kızını görecek olmasından çok, onun neye moralinin bozulduğunu anlamak, derdine derman olmaya çalışmaktı istediği.

Aysun küçüklüğünden beri evin en küçüğü ve tek kızı olması nedeniyle korunup kollanmıştı. İki abisi de onun kılına zarar gelsin istemezdi.

Oysa şimdi doktor olmuş, hastaları muayene ediyor, zorlu ameliyatlara giriyordu.

Annesi kapattığı telefon elinde, düşüncelere dalmış şekilde orada öylece beklerken kapının zili çaldı. Dalgın bekleyen kadıncağız zili ancak üç-dört çalmada duyabildi. Kapıyı açtığında eşi yüzündeki tatsızlığı farketti.

-Ne oldu hanım? Nahoş bir haber almadın ya?

-Yok bey, dedi eşinin üzülmesini istemeyen Huriye hanım. Aysun’la konuştum, Hakan’ların geleceğini söyledim, belki o da gelecek hafta sonu. Ona dalmışım da... diye geçiştirdi.

2 yorum:

fotograf penceresinden dedi ki...

okurken etkilenmemek elde değil.

Cafe Aroma dedi ki...

Teşekkür ederim Ceydacığım, moralimi yükselttiniz.